İlk Müslümanlar

İlk Müslümanlar

Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) Kuran ayet ve surelerinin indirildikten sonra çevresindeki insanları İslam dinine davet etmeye başladı. Bu çağrılar ve davetler üç yıl gizlice yapıldı.

İlk Müslüman Kimdir?

İslam Dininin İlk Müslümanları, Hz. Hatice’nin ardından yakın dostu ve akrabaları Ebu Bekir, Ali B. Ebu Talib, ve Zeyd B. Harise, kızları Zeyneb, Rukıyye ve Ümmü Külsüm İslam Dinini kabul ettiler. Bunlardan başka, Mekkede Kureyşlilerden gizli davet sırasında, Hz. Ebu Bekir’in yakın dostları olan bazı Mekkeliler de Hz. Peygamber’e gelip İslam dinini kabul ettiler.

Bu dönemde Hz. Muhammed (s.a.v) evinde, kimselerin bulunmadığı dağ eteklerinde, öğle Namazını yalnız ve tek olarak Harem’de namaz kılıyor, bazen de ibadetlerini İslam Dininin İlk Müslümanları ile birlikte yapabiliyordu. Ama bu ibadetlerini yaparken Kureyşlilerden gizli yapmak zorunda kalıyorlardı.

Bu arada nazil olan Kur’an ayetlerini Müslüman olan Mekkelilere gizli gizli okuyor, tek İlahe iman ve itaati esas alan tevhid inancı, insanların dünyada yaptıklarından dolayı ahirette hesaba çekilecekleri günü ve iyi ahlak üzerine sohbetlerine devam ediyordu. Müşriklerin toplu halde bulundukları yer ve zamanlarda bir arada olmamaya ve cemaatle ibadet etmemeye özen gösteriyordu.

Gizlilik Devresinde Hz. Peygamber ile Müslümanlar

Gizlilik devresinde Hz. Peygamber ile İslam Dininin İlk Müslümanları, genç yaşta İslamiyet’i benimseyen Erkam b. Ebü’l-Erkam’ın Safa tepesinin eteklerindeki evinde bir araya geliyorlardı.

Hac ve umre amacıyla Mekke’ye gelenlerle rahatça görüşülebilecek bir yer olması yanında, Müslümanların dayanışma içinde bulunmalarını ve Peygamberimiz (s.a.v.)’le bir arada olmalarını sağlayan bu evdeki çalışmaları, Ömer b. Hattab’ın İslam dinini kabul etmesine kadar devam etti. Ömer b. Hattab’ın İslam dinini kabul ettikten sonra gizli gizli ibadet etmelerine gerek kalmadı.

Hz. Peygamber ile ilk Müslümanların toplanarak bir araya geldikleri evden, kaynaklarda Müslümanlar Hz. Muhammet’in meclislerinde bulunmuş onun söyleşilerini dinlemiş, davranışlarına tanıklık etmiş İslamiyet’i benimseyişlerini tarihlendirmek için kullanılmış, İslam’ın anlatılıp ve yayılarak gönüllere yerleşmesi hususunda oynadığı rolle İslam tarihindeki yerini almıştır.

Peygamberimizin Eşi - Hz. Hatice
Hz. Ebu Bekir'in İslamı Kabulü

Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamberlik Vahyin ilk Gelişi

Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamberlik Vahyin ilk Gelişi

Peygamberimiz (sav)’in inzivaya çekilme

Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamberlik Vahyin ilk Gelişi Allah tarafından peygamberlik görevi  kırk yaşında verilmiştir.

Hacer-ül Esved’in Kabede yerine konulması

Mekkede Kabe’nin onarımı ve Hacer-ül Esved’in Kabede yerine konulmasından sonra O’nun, Allah hakkında düşünmeye, O’na nasıl iman ve ibadet edileceğini araştırmaya başlamıştı ve putlara hiç ilgi göstermeyen Hz. Muhammed (sav) aklı ve hisleriyle putlara tapmanın faydasızlığı sonucuna varmıştı.Olasılıkla  tek İlah inancına dayanan Hz. İbrahim (as)’in dini üzerine olmaya çalışan az sayıdaki İnsanlar gibi düşünüyordu.

Resulullah (sav),Nur Dağında Hira  mağarasında inzivayaçekilmesi

Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamberlik Vahyin ilk Gelişi:Vahy gelmeden önce neyi ve nasıl yapacağını bilememenin üzüntüsünü yaşarken, dış dünya ile bütün ilgisini kesereken ve inzivaya çekilmekten hoşlanmaya başladı ve nübüvvetinin birkaç yıl öncesinden itibaren her Ramazan ayında, dedesi Abdülmuttalib ve diğer bazı Kureyşlilerin yaptığı gibi,Nur Dağında Hira  mağarasında münzevi bir hayat yaşamaya başladı. Yiyeceği tükenince şehre iniyor, fakirlere yardımda bulunuyor, Kabe’yi tavaf ediyor ve evden yiyecek alarak tekrar mağaraya dönüyordu.

Zaman zaman Hz. Hatice (r.a) da yanına alıyordu. Hz. Aişe (r.a)’ın rivayetine göre Resulullah (sav) bu zamanda bir ara “sadık(doğru) rüyalar” görmeye başlamış, altı ay devam eden bu düzenli olarak birbirini izleyen değişmelerle gelişip oluşmasında. gördüğü rüyalar aynen çıkmıştır.

Esselamü aleyke ya Resulallah

Kaynaklarda ayrıca Hz. Peygamber’in bu dönemde kendisini “Esselamü aleyke ya Resulallah (Sana selam olsun ey Allah’ın elçisi)” şeklinde selamlayan sesler duyduğu, etrafına dönüp bakınca kimseyi göremediği için merak içerisinde kaldığı, bu seslerin ağaçlar ve kayalıklardan geldiğine dair rivayet edilir.

 

ilk vahy

Hz. Muhammed (sav)’in Hira’da bulunduğu 610 senesinin Ramazan ayının  yirmi yedinci gecesi, bazı rivayetlere göre Pazartesi günü sabaha karşı Cebrail (a.s.) gelerek ona Allah tarafından peygamber olarak görevlendirildiği haberini verdi.Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamberlik Vahyin ilk Gelişi Bu ilk vahyi Hz. Peygamber şöyle anlatmaktadır. O gece Cebrail bana geldiğinde “Oku!” (İkra’) dedi. Ben okumasını bilmiyorum dedim. Bunun üzerine Cebrail (a.s.) beni dayanabileceğim son noktaya kadar sıktı. Ardından beni bırakıp tekrar “Oku!” dedi. Cevaben yine “Ben okuma bilmem” deyince tekrar son noktaya kadar sıktı ve “Oku!” dedi. Ben “Ne okuyayım?” diye cevap verince Cebrail (a.s.) beni üçüncü defa nefesim kesilinceye  kadar sıktı ve bıraktı ve sonra şu ayetleri okumaya başladı:

ikraYaratan Rabbının adıyla oku. O insanı bir embriyodan yarattı. Oku! Senin Rabbin en büyük kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediklerini belleten odur.” (el-Alak 96/1-5)  Bu olanlardan sonra heyecanlanıp korkuya kapılan Hz. Muhammed (sav), Nur dağından inerek evine gitti.Ve yatağına yatarak Evde eşi Hz. Hatice (r.anha)’den üstünü örtmesini istedi ve uyandıktan sonra başından geçenleri anlattı.

Hz. Hatice (r.anha) “Allah hiçbir zaman seni utandırıp üzmeyecektir. Çünkü sen akrabanı gözetir, doğruyu söyler, âcizlerin elinden tutarsın; yoksullara yardım eder, misafirleri ağırlarsın; haksızlığa uğrayanların yanında yer alırsın” diyerek samimi duygularını dile getirip teselli etti ve kendisine inandığını söyledi. Ardından Hz Hatice,Hz. Peygamber’i, kendi amcasının oğlu olan Kitab-ı Mukaddes’i bilen yaşlı bir Hıristiyan olan Varaka b. Nevfel’e götürdü., onu dinledikten sonra kendisine gelen meleğin bütün peygamberlere vahiy getiren melek olduğunu söyledi. Ardından da şunları ekledi: “Sana yalancı diyecekler; kötü davranacaklar. Sana savaş açıp bu şehirden çıkaracaklar. Ben o günlere ulaşırsam Allah için sana yardımcı olacağım.” Varaka sözlerini bitirdikten sonra ona doğru eğildi ve alnından öptü. Hz. Peygamber, hem Hz. Hatice’nin desteği hem de Varaka’nın bu açıklamalarından epeyce rahatlamıştı

Vahyin Kesilmesi

Hz. Muhammed (s.a.v.) Peygamberlik Vahyin ilk Gelişi  ardından bir süre vahiy gelmedi. İlk vahyin zorluğu  ve yükü şimdilik tam ortadan kalkmamışken vahyin kesilmesi Hz Muhammed’i  düşünmeye ve endişeye sevk etti. Sık sık Nur Dağına Hira mağarasına gidiyor ve Cebrail (a.s.) gelmesini bekliyordu fakat günler geçtiği halde Cebrail (a.s.) gelmiyordu. Hz. Muhammed bu dönemde Allah’ın kendisini terk ettiği zannına kapılarak üzüntülü endişeli günler geçirdi. Kaynaklarda “fetretü’l-vahy” adı verilen bu devrenin müddeti hakkında birkaç aydan başlayıp üç yıla kadar varan süreler zikredilmiştir. Ancak üç yıl rivayetinin aşağıda işaret edilecek olan üç yıllık gizli davetle karıştırıldığı, vahyin kesinti süresinin üç yıldan çok daha az olduğunu söylemek mümkündür.

Peygamber (s.a.v) bir gün  Nur Dagında Hira mağarasından geri dönerken Cebrail’i tekrar gördü, yine kaygılanarak ve heyecanla evine gidip yatağına yattı. Ve Cebrail  (a.s) evindede karşısına çıkarak Müddessir suresinin ilk ayetlerini okudu. (74/1-5) müBu ayetlerde artık ilahi mesajları insanlara ulaştırma zamanının geldiği belirtilmekte, bu görevi ifa ederken her şeyden önce yüce Rabbine güvenmesi istenmekte, ayrıca maddi ve manevi kirlerden uzak durması talimatı verilmekteydi.

Peygamber (s.a.v) Cebrail (a.s ) abdest almayı ve namazı kılmayı öğrettiği, O’nun da Cebrail’den öğrendiği şekliyle Hz. Hatice (r.anha)’ye öğretip evlerinde birlikte namaz kıldıkları rivayet edilmektedir.

 

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in Çocukları

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in Çocukları

Hz.Muhammed (s.a.v.)in 3 erkek Çocuğu ve 4 kız Çocuğu olmak üzere 7 tane çocuğu olmuştur.Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in Çocukları  sadece Hazreti Fatima Peygamber Efendimizden sonra, diğer 6 tane çocuğu Peygamberimizden önce vefat etmişlerdir. Şimdi Efendimizin önce kız çocukları hakkında bilgi verelim.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)in Kız Evlatları

1. Zeynep (r.a):

Peygamber Efendimizin İkinci Çocuğu Zeyheb:

600- Hz. Peygamber’in Kızı Zeynep doğdu.

Hz.Zeyneb.Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in Çocukları  en büyük kızıydı. Kasımdan sonra doğmuştu. Zeyneb doğduğu zaman,Peygamber Efendimiz otuz yaşındaydı. Mekke’de doğmuş olan Zey-neb, Hicretin sekizinci senesi Medine’de vefat etti.
Zeyneb, önce, teyzesinin oğlu Ebul’as ile evlenmişti. Ebul as bidayette müşriklerden ayrılmadığı için, “Bedr” savaşında müslümanların eline esir düşmüş, kurtulunca, Zeynebi Medine’ye göndereceğine söz vermişti. Resul-i Ekrem, ailesini getirmek için, “Harise oğlu Zeyd”i göndermişti. Zeynebi  Mekke’den Medine’ye getiren Zeyd oldu. Zeyneb Medine’ye gitti ve fakat zevci Ebul’as Mekke’de kaldı.
Ebul’as, bir seriyye esnasında yine müslümanların eline esir düştü ve fakat Hazreti Zeyneb’in himayesi sayesinde serbest bırakıldı.   

Ebul’as, ikinci defa esirlikten kurtulunca, Mekke’ye gitti. Emanetleri sahiplerine verdikten sonra, müslümanlığı kabul etti. Medine’ye hicret eyledi. Müslüman olduğu için nikahları yenilendi. Ebul’as, Hazreti Zeynebe iyi davranırdı. Bu yüzden, Resul-i Ekremin takdirini kazandı. Zeyneb, kocasına tekrar kavuştuktan sonra çok yaşayamadı. Vefatında, cenazesi “Ümmü Eymen” ile “Hazreti Şevde” tarafından yıkandı. Namazını peygamber Efendimiz kıldırdı. Mezarına Ebul’as indirdi.

 

2.Rukayye (r.a):

Peygamber Efendimizin Üçüncü Çocuğu Rukiye:

604- Hz. Peygamber’in Kızı Rukiye doğdu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in Çocukları ikinci kızıydı. Peygamber Efendimiz, otuzüç yaşlarındada Hazreti Rukiye doğdu  . Hazreti Rukiye Peygamberlikten yedi sene önce Mekke’de dünyaya geldi, Ebu-lehebin oğlu, Utbe ile evlenmişti. Resul-i Ekrem, halkı İslama davete başlayınca Ebu-leheb, oğlunu çağırdı:
– “Oğlum! Muhammed’in kızından ayrılmıyacak olursan, ben senden ayrılırım.” dedi. Utbe de babası Ebu-lehebin teşvikiyle “Rukiye”yi bıraktı. O zaman Rukiye, Hazreti Osman ile evlendi. Habeşistana göç eden ilk kafileye Hazreti Osman, zevcesi Hazreti Rukiye ile birlikte katılmışlardı. Hazreti Osman, Habeşistandan Mekke’ye dönmüş, oradan da Medine’ye hicret etmişti. Rukiye, Bedir savaşı günlerinde hastalanmış, bu yüzden Hazreti Osman, Bedir muharebesinde bulunamamış, hatta zevcesi başında kaldığı için, mazeretliler arasına konulmuştu.
Bedir muharebe zaferini Harise oğlu Zeyd, Medineye ulaştırdığı gün, Hazreti Rukiye vefat etmişti.Hz. Rukiye Peygamberimizin ilk vefat eden kızıydı. Daha henüz 22 yaşlarındaydı. Peygamber Efendimizde , Bedir savaşı yüzünden, kızı Rukiyenin cenazesinde bulunamamıştı.

3.Ümmü Gülsüm (r.a.):

Peygamber Efendimizin Dördüncü Çocuğu Ümmü Külsüm:

608- Hz. Peygamber’in Kızı Ümmügülsüm doğdu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in Çocukları üçüncü kızıydı. Rukiyye, nasıl Ebu-lehebin oğlu Utbenin nikahlısı iken ayrılmış ise, Ümmü Külsüm da, Ebu-lehebin diğer oğlu Utey-benin nikahı altında bulunuyordu. Her ikisi de evlenmeden ayrılmışlardı.
Hazreti Rukiyyenin ölümünden bir yıl sonra, Bedir savaşının sonunda, Hicretin üçüncü yılı, Hazreti Osmanla evlendi.  

 Hazreti Osmanla evlenen Ümmü Külsüm, onunla altı yıl beraber yaşadı. Hicretin dokuzuncu senesi vefat etti. Cenaze namazı Resul-i Ekrem tarafından kılındı. Hazreti Ali Hazreti Fadl ve Hazreti Üsame tarafından gömüldü.
Hazreti Osman, Resul-i Ekremin iki kızı: Rukiyye ve Ümmü Külsüm ile evlendiği için, “İki nur sahibi” manasına “Zinnureyn” sıfatını kazanmıştı: 

 

4. Fatıma (r.a):

Peygamber Efendimizin Beşinci Çocuğu Fatıma

610- Hz. Peygamberi’in kızı Hz. Fatıma doğdu.
Peygamber Efendimizin Kızı Fatıma en küçük ve fakat en sevgili kızıydı. İlahi vahiy ilk geldiği zaman, Mekke’de doğdu.

Hazreti Fatıma validemiz Peygamberimizin vefatından beş buçuk ay sonra yani 632 yılında vefat etmiştir. Dolayısıyla birinci rivayete göre 23, ikinci rivayete göre ise 27 yaşında vefat etmiş olmaktadır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)in Erkek Evlatları

1. Kasım (r.a) :

 

2. Abdullah (r.a):

 

3. İbrahim (r.a):

 

 

 

 

 

Peygamberimizin Eşleri – Hz Hatice

Peygamberimizin Eşleri – Hz. Hatice

Hz. Hatice (r.a) ile Evlenmesi

“Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  ticaret hayatında, veya çocukluğunda, işinde, sözünde ve davranışlarında doğruluğu  ile herkesçe bilinen bir kişiydi. Yalan söylediği, sözünde durmadığı, başkalarına zarar verecek bir davranışta bulunduğu, bir kimseyi incittiği asla görülmemiş; dürüstlüğü Mekkeliler tarafından dillere destan olmuştu. Bu yüzden Mekke’liler O’na “el-Emin” (her konuda güvenilir kişi) diyorlardı. Peygamberimizin eşleri’nden den Hz Haticede bunu görmüş.

 

Hz.Hatice hanım, Peygamber Efendimiz (s.a.v)e ticaret için sermaye verecek

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in  bu  ahlaklı ve nitelikleri iyi ve iyi huylu oluşunu öğrenen Kureyşin varlıklı ileri ve onurlu kadınlarından Hatice hanım, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) eşleri den Hz Hatice hanım mal alıp mal satmak için için sermaye vererek ticaret ortaklığı teklif etti. Hz  Muhammed(s.a.v.) ile Hz.Hatice(r.a.) arasında ticaret ortaklığı başladı. Hz.Hatice(r.a.)ın Kölesi Meysere’yi de Hz  Muhammed(s.a.v.) hizmetine verdi. Ama Hz  Muhammed(s.a.v.) Şam’a kadar gitmeyerek; malları Busra’da satarak geri döndü. Busra’da  ile karşılaştı,Şamda onun bu meziyetlerinden son Peygamber olduğunu fark ederlerse ona zarar verebileceklerini düşünen Rahip Nestura Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Şam’a gitmesini uygun olmayacağını söyledi.

 

Hz Hatice hanım sermaye vererek ticaret ortaklığı yapıyor

Kureyşin Esed oğulları kolundan olanHuveylid kızı Hatice, becerikli, yetenekli, iş yapıcı., zeki, onurlu ve soylu aileden olan,ve 39-40 yaşlarında güzel ve zengin  bir hanımdı.  Hz.Hatice(r.a) iki defa evlenmiş ve dul kalmıştı. Kureyşin onurlu ve soylu ve ileri gelenlerinden pek çok isteyenleri olmuş, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) eşleri Hz.Hatice(r.a) hiç biriyle evlenmemiş ve kabul etmemişti . Hz.Hatice(r.a) güvendiği kişilere sermaye vererek ticaret ortaklığı yapıyordu, Hz.Hatice(r.a) böylece servetini artırıyordu. Hz.Hatice(r.a) yüksek ahlak ve insanların hatalarını mazur görmek  sebebiyle, kendisine Müslümanlıktan önce “Tahire” denildiği gibi, sonra da “Haticetü’l-Kübra” denilmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v.)’i Şam yolunda

Hz. Hatice (r.a) bir ticaret kafilesiyle kervanla Hz. Muhammed (s.a.v.)’i Şam’a gönderdi. 3 ay sonra, Hz. Muhammed (s.a.v.) beklendiğinden çok daha fazla kar elde ederek Mekkeye döndü. Hz. Hatice (r.a) , Hz. Muhammed (s.a.v.)e yakışır tutum ve davranışlarla ve daima hakkın ve haklının yanında, haksızlığın karşısında olmuştur ve bu çabasına hayran oldu. Hz. Hatice (r.a) ve Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yakın akrabaları bir araya gelerek; evlenmelerine karar verildi. Hz. Muhammed (s.a.v.) daha 25 yaşında, Hz Hatice ise 40 yaşlarındaydı.

hHz.Hatice (r.a) örnek bir hanımdı

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) eşleri Hz.Hatice ile örnek olacak ,evliliklerinde her türlü isteği eksiksiz ve sürekli olarak yerine gelmiş bir aile yuvası kurdular. Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e derin bir saygı ve sevgi ile bağlıydı.

Peygamber olmadan önce olduğu gibi, Peygamberlik zamanında de en büyük yardımcısı olmuştur. İyi ahlaklı ve eşsiz  bir bayan olduğunu gösterdi.

Hz. Muhammed (s.a.v.)’de Hz.Haticeden son derece memnundu. O zamanda çok evlilik adet olduğu halde ve bir çok teklifler aldığı halde ve aralarında yaş farkı da bulunduğu halde, Hz.Haticenin üzerine kuma getirmedi ; Hz.Hatice nin ölümünden sonra da onu hep hayırla andı.