Kategori arşivi: Peygamberimizin Mucizeleri

Ağaçların ve Dağların Selam Vermesi Mucizesi

Peygamber Efendimizin Mucizelerinden biri de kendisini gören ağaçların ve dağların selam vermesi mucizesidir.

Hz. Muhammed (s.a.v) işinden dönüp evine gitmekte olan bir göçebeye rastladı. Ona “Daha hayırlı işe dön” dedi. Göçebe “Bu hayırlı iş nedir?” diye sordu. Hz. Muhammed (s.a.v) ona tevhid kelimesini okudu. (Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in kulu ve elçisi olduğunu) söyledi. Göçebe: “Bu söylediklerinin kanıtı nedir, beni nasıl inandıracaksın?” diye sordu. Hz. Muhammed (s.a.v) “İşte oradaki ağaç söylediklerime şahittir.” diye buyurdu. “Allah’ın birliğine benim de O’nun peygamberi olduğuma şehadet eder” dedi.  Oradaki ağaç bu konuşma üzerine sağa sola sallanarak kökleri ile birlikte topraktan çıkarak, Hz. Muhammed (s.a.v)’in huzuruna gelip durdu. Göçebenin yanında söylediği sözün doğru olup olmadığını ağaca sordu. Ağaç kelime-i tevhidi (Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğunu) üç kere arka arkaya tekrar etti. Hz. Muhammed (s.a.v) ağaca emretti, çıktığı yere tekrar giderek yerleşti. Bunu gören göçebe de Müslüman oldu. [Ebu Nuaym]

Hz. Muhammed (s.a.v), Taif şehrine ashabıyla acelece gitmekte iken, yolda durup bir yerde dinlenmek için vakitleri yoktu. Hz. Muhammed (s.a.v) ve  ashabı gece ve gündüz durmadan develeri ve atlarıyla sırtında bazen yatarak yol alıyorlardı. Yolda giderken Hz. Muhammed (s.a.v)’in atının önüne büyük bir sidre ağacı çıktı. Hz. Muhammed (s.a.v)’i rahat geçebilmesi  için Allah’ın izniyle o sidre ağacı ikiye bölündü. Hz. Muhammed (s.a.v)’in Atı hiç durmadan ve yön değiştirmeden ortasından geçti. Bu ağaç uzun zaman o şekilde kaldı.

Ağaçlar akıl sahibi insanlar gibi Hz. Muhammed (s.a.v)’i dinler tanırdı. Ağaçların ve dağların selam vermesi mucizesi ile ilgili Hz. Ali (r.a.) anlatıyor:

“Hz. Muhammed (s.a.v) ile birlikte Mekke’de idim. Birlikte bir yere gitmiştik. Hz. Muhammed (s.a.v)’in karşısına çıkan her ağaç ve her dağ Hz. Muhammed (s.a.v)’e selam veriyor ve “Allah’ın selamı üzerine olsun Ey Allah’ın Resulü!” diyordu.”(Tirmizi)

Peygamberimiz efendimizin bir çok mucizesi vardır. Diğer mucizeleri hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Düşmanlarının Yüzüne Kum Serpme Mucizesi

Bedir Muharebesinde

Bedir Muharebesinde müşriklere kum serperek savaşın akibeti degişmesi olayı Hz. Muhammedin Düşmanlarının Yüzüne Kum Serpme Mucizesi ile gerçekleşir.

Bedir Muharebesinde müşrikler tam galip gelecekleri zaman Hz. Muhammed (s.a.v) yere eğildi ve yerden bir avuç kum aldı ve “Yüzleri kara olsun!” diyerek müşrik askerlerin olduğu yere doğru septi. Ve bu kum tanecikleri, Allah’ın izniyle müşrik savaşcılarının hepsinin yüzüne ve gözüne geldi. Bu durumda müşrikler panik halinde korku ve dehşete düşerek, Gözlerini tutarak sağa sola kaçışmaya başladılar. Allah (C.C.) müşrikleri bir avuç toprakla yenilgiye  uğrattı.

Bu mucizeyi Kur’an-ı Kerim’de şu ayeti ile anlatır:

“Onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü. Attığın zaman da Sen atmadın, ancak Allah attı. Bütün bunları Allah, müminleri güzel bir imtihan ile imtihan etmek içi yaptı. Kesinlikle  Allah her şeyi hakkıyla işiten her şeyi hakkıyla bilendir.”(Enfal Suresi, Ayet 17)

Huneyn Muharebesinde

Huneyn Muharebesinde de yine müşriklere kum serperek savaşın akibeti degişmesi olayı Düşmanlarının Yüzüne Kum Serpme Mucizesi ile gerçekleşir

Bu  mucizenin bir benzeri yine Huneyn Muharebesinde  yaşandı. Sahabeler  bu Muharebede çok zor durumda kaldılar ve Müşriklere yenildiler. Hz. Muhammed (s.a.v) bu zor durumdan kurtulmak için yerden bir avuç toprak aldı, Hz. Muhammed (s.a.v) biraz durup dua ettikten sonra müşriklerin yüzlerine doğru serpti. Allah teala Hz. Muhammed (s.a.v)’in serptiği bir avuç toprakla düşmanlarının hepsi önlerini göremeden sağa sola kaçışarak dağıldılar perişan oldular.

Hz. Muhammed (s.a.v)’in Huneyn muharebesindeki bu mucizesini sahabelerden Ebu Abdurrahman El- Fikri böyle anlatmıştır:

Hz. Muhammed (s.a.v), Huneyn Muharebesinde yerden bir avuç toprak aldı ve müşriklerin  ordusuna doğru serpti; “Hz. Muhammed (s.a.v) yüzleri kara olsun” diyerek toprağı serptiğinde. Müşriklerin hepsinin  gözlerine toprak kaçtı.Gözlerinin acısından sersemleşip sağa sola kaçmaya başladılar. Allah (C.C.) müşrikleri bir avuç toprakla yenilgiye  uğrattı. Hz. Muhammed (s.a.v) Allah (c.c) Vahiylerini ve emirlerini yerine getirirken hep yardım etmiştir. Allah Birdir ondan başka İlah yoktur.

Peygamberimiz efendimizin bir çok mucizesi vardır. Diğer mucizeleri hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Fidan Dikme Mucizesi

Peygamberimizin mucizelerinden biri olan Fidan Dikme Mucizesi : Medine de Selman-I Farisi (r.a) Medineli bir Yahudi’nin kölesiydi. Selman-I Farisi (r.a) kölelikten kurtulup özgürlüğüne kavuşmak için Yahudi adamla bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre Yahudi’nin boş bir arazisi vardı, bu araziye Selman-I Farisi (r.a) üç yüz hurma fidanı dikecek ve bu hurma fidanları o yıl hurma getirecek ve o ürünü verdikten sonra, kırk ukıyye (900 gr.) altın verecekti. Hz. Muhammed (s.a.v) sahabelere dedi ki; “Selman-I Farisi kardeşinize yardımcı olun!” Selman-I Farisi’ye yardımcı olmalarını istedi.

Peygamberimizin bu isteği üzerine Sahabeler kendi aralarında üç yüz tane fidanın bir kısmını topladılar bir kısmını da temin edip aldılar, Selman-I Farisi (r.a)’a topladıkları hurma fidanlarını verdiler.
Hz. Muhammed (s.a.v) Selman-I Farisi (r.a) fidanları dikmemesi için tembihler; “Ey Selman! Fidanların yerini kaz ama dikme. ben gelene kadar fidanları dikilecek yerlerin toprağını kaz, çukurları hazır olsun beni bekle ben gelip dikeceğim” diye buyurdu. Selman-l Farisi (r.a) bir kısım sahabeler ile birlikte bu üç yüz hurma fidanlarının çukurlarını kazdılar. Selman-l Farisi (r.a) Hurma fidanlarının yerini Sahabelerle kazdıktan sonra Hz. Muhammed (s.a.v)’e haber verdiler.

Hz. Muhammed (s.a.v) fidanları tek tek kendi mübarek elleriyle dikti

Hz. Muhammed (s.a.v) kazılan çukurların yanına gelip, fidanları tek tek kendi mübarek elleriyle diktiler. Hz. Muhammed (s.a.v) diktiği o Fidanların hepsi bir mucize sonucu aynı yıl hurma verdi. Ama sadece hurma fidanlarından bir tanesi, Hz. Muhammed (s.a.v)’e yardımcı olsun diye sahabelerden biri tarafından dikilmişti. Sahabenin diktiği bu hurma fidanı ürün vermedi. Hz. Muhammed (s.a.v) bu durumdan haberdar edildi.

Selman-I Farisi (r.a) Yahudi’ye karşı zor durumda kalmasın ve kölelikten kurtulsun diye bu hurma fidanı yerinden söküp, tekrar kendi mübarek eliyle yerine dikti.

O Hurma fidanı da aynı yıl ürün verdi. Bütün hurma fidanları aynı yıl ürün getirdiğini gören Yahudi de sözünde durup Selman-l Farisi (r.a) azad etti. Selman-l Farisi (r.a) Hz. Muhammed (s.a.v)’in sayesinde kölelikten azad oldu. Peygamberimizin tek tek diktiği hurma ağaçlarının meyvelerinden yiyenlerde eğer her hangi bir rahatsızlığı varsa o rahatsızlığın geçtiğini görürler. Bu mucizede böylece gerçekleşmiş oldu.

Peygamberimiz efendimizin bir çok mucizesi vardır. Diğer mucizeleri hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Peygamberimizin Hicret Ederken Mucizeleri

Peygamberimizin Hicret Ederken Mucizeleri

Suraka’nın Atının Ayaklarının Karnına Kadar Yere Batma Mucizesi: Peygamberimizin Hicret Ederken Mucizeleri

Hz.Muhammed (s.a.v) ve Hz. Ebu bekir (r.a) mağarada üç gün kaldıktan sonra  Mekke’den  Medine’ye doğru yola çıktılar.

Mekkenin müşrikleri, Hz. Muhammed (s.a.v) ’i sağ veya ölü olarak getirene 100 deve vereceklerini ilan ederler. Mekkeli müşriklerden çok kişi bu ödülü almak için Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. Ebu bekir (r.a)’ın izlerini takip etmeye başladılar. Takip edenlerden biri de Suraka Bin Melik’tir. Suraka Bin Melik çok cesur ve iyi bir iz takipcisidir.

Suraka Bin Melik yaptığı çalışmalar ve iz takibi sonucu Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. Ebu bekir (r.a) izlerini buldu. Hemen Atına binerek kısa bir zamanda içinde Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. Ebu bekir (r.a) yetişti. Aralarında çok kısa bir mesafe kalmıştı, Suraka Bin Melik onlara o kadar yaklaştı ki Hz. Muhammed (s.a.v)’in Kur’an okumasını dahi duyuyordu. Hz. Muhammed (s.a.v) arkasına hiç dönüp bakmıyordu. Suraka’nın geldiğini fark eden Hz. Ebu bekir (r.a) telaşlanarak sık sık arkasına bakıyordu.

Suraka Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. Ebu bekir (r.a) yakalaması an meselesi ve büyük ödülü alması bir an meselesiydi. Birden bire Surakanın atının ayakları görülmeyen bir gizli güç tarafından çekilerek karnına kadar kuma battı. Yerden dumanlar çıktığını gören Suraka, bu olaydan sonra hiç kimsenin Hz. Muhammed (s.a.v)’e bir zarar veremeyeceğini anladı.

Suraka Bin Melik Hz. Muhammed (s.a.v)’e dua et kurtulayım bu zor durumdan diye, yalvarmaya başladı. Hz. Muhammed (s.a.v) dua etti. Allah (C.C.) tarafından Hz. Muhammed (s.a.v)’in duası kabul olunca, Suraka Hz. Muhammed (s.a.v)’in duası sonucu bu kötü durumdan kurtuldu. takipten vazgeçti.

Hz. Muhammedin Mucizelerinden Sütsüz keçi

Peygamberimizin Hicret Ederken Mucizeleri: Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. Ebu bekir (r.a) Medine’ye giderken yolda bir keçi çobanınyla karşılaşırlar. Hz. Muhammed (s.a.v) ve Hz. Ebu bekir (r.a) keçi çobanından süt almak istediler. Keçi çobanı yanında hamile bir keçiden başka hayvanı olmadığını söyler , ve o keçininde sütü kesik olduğunu söyledi.

Hz. Muhammed (s.a.v) keçi çobandan keçiyi sağmak için izin istedi. İzin aldıktan sora dua ederek keçinin memesine mübarek eliyle sağmaya başladı. Allah Teala’nın izni ile o anda keçinin memeleri sütle doldu. Hz. Muhammed (s.a.v) ve oradakiler sütten doya doya içtiler.

Çoban Hz. Muhammed (s.a.v) bu mucize karşısında imana geldi. Hz. Muhammed (s.a.v)’’e; “Sen kimsin?” diye sordu. Hz. Muhammed (s.a.v) ona; “Ben Allah’ın Peygamberi ve elçisi Muhammed’im!” dedi. Çoban Hz. Muhammed (s.a.v)’in Peygamber olduğunu öğrenince, görmüş olduğu bu mucize karşısında şüphe etmeden şahadet ederim ki, Sen bir peygambersin! Ben sana tabi oldum, dedi. Çünkü gördüğüm bu mucizeyi peygamberden başkasının yapması mümkün değildir, diye söyledi. Sütsüz bir keçi, Hz. Muhammed (s.a.v)’in duası ile o anda süt verdi.

Peygamberimizin Medine’ye Hicreti Sırasındaki Mucizeler

Peygamberimizin Medine’ye Hicreti Sırasındaki Mucizeler

Peygamberimizin Medine’ye Hicreti Sırasındaki Mucizeler:  Hz. Muhammed (s.a.v) Mekkedeki Müslümanların müşrikler tarafından yapılan dayanılmaz zulüm ve işkencelerine maruz kaldıklarından, Müslümanların Mekkeden Medine’ye hicret etmelerini uygun gördü Ve hicret etmelerini istedi. Müslümanların Müşriklere fark ettirmeden gizlice Hicret etmelerini ve çok dikkatli davranmalarını küçük gruplar halinde gitmelerini söyledi.

Müslümanların Sessizce hicret ettiklerini  fark eden müşrikler kaygılandılar, ve Müslümanların Sessizce hicret etmelerini iştişare etmek için  (Darün Nedve) toplandılar. Dâru’n-Nedve, Hz. Muhammed(s.a.v)’in 4. kuşaktan dedesi Kusay Kâbe’nin kuzeyindeki tavafa başlama noktasının arka tarafında; Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinin istişare etmeleri için yaptırdığı bina. Sahabelerin Medineye göç etmelerini önlemek ve Hz. Muhammed(s.a.v)’in İslam dini faaliyetlerini son vermek için toplandılar. Hz. Muhammed(s.a.v)’i sürgün etmek, tutuklamak veya öldürmek gibi bazı görüşler ortaya atıp tartıştılar. En son Ebu Cehil şöyle dedi:

“Hz. Muhammed(s.a.v)’i öldürmekten başka çare yoktur. Her kabileden güçlü bir genç seçelim. Hepsi birlikte O’nu öldürsünler. Böylece kimin öldürdüğü belli olmaz Kabilesine de diyetini öderiz. O zaman onlarda kan davası gütmezler” dedi. Ve bu görüş herkes tarafından benimsendi.

Hz. Muhammed(s.a.v) Hicret ederken ilk mucizesi

Yerden bir avuç kum alıp müşriklerin üzerlerine atar

Peygamberimizin Medine’ye Hicreti Sırasındaki Mucizeler: Hz. Ali (r.a) Hz.Muhammed (s.a.v)’in yatağında yatarken gece yarısı olduğunda evden çıktı. Hz.Muhammed (s.a.v) yerden bir avuç kum alıp müşriklerin üzerlerine atar ve o arada Yâsini şerifin ilk sekiz âyetini okuyarak yanlarından çekip gitti. Müşriklerden hiç biri Hz Muhammed Efendimizi  gören olmamıştı.Hz. Peygamber (s.a.v) Mekkeden Medineye Hicret etmesi’ ni fark etmemişler

Hz.Muhammed (s.a.v)’i Müşrikler halen evin etrafında bekliyordu. baktılar ki evden çıkan olmayınca Hz.Muhammed (s.a.v) evinden çıkıp gittiğini düşündüler. Hz Muhammed Efendimizin evinin penceresinden içeri  baktılar.İçerde yatanın Hz Muhammed (s.a.v)’i sandılar. Ama içerde yatanın Hz. Ali’olduğunu anlamadılar, “İşte Muhammed yatıyor.” dediler ve evin etrafında beklemeye devam ettiler.

Mağaradaki Mucize

Hz Muhammed Efendimiz ve Ebu Bekir mağaraya sığındıktan sonra, Allah (c.c) tarafından mağaranın ağzını örümcek ağı ile ördürülmüş, ve kısa bir süre içinde bir çift güvercin mağaranın önünü  kapatacak şekilde bir ağacın üzerine yuva yapmışlar ve ağacın üzerine yuvaya yumurtalarını bırakmışlardı.

Mağaranın içine girmekten vazgeçtiler

Ama yinede  Mağaranın dışındaki izciler bu nasıl olur deyip, ısrarla iz burada bitiyor diyordu. Yavaş yavaş  mağaraya inip bakalım söylemelerine  rağmen, Müşriklerden biri de mağaranın örümcek ağı ile kapalı olduğunu görünce. örümcek ağı mağaranın girişini öyle örümcek ağıyla kapatmıştı, içeri bakmak istediler ama örümcek ağından hiç bir şey göremiyorlardı.Ve bu durumda içerde kimselerin olması mümkün değildi. Ve mağaranın içine girmekten vazgeçtiler.

Hz. Muhammed İsra Ve Miraç Mucizesi

Hz. Muhammed İsra Ve Miraç Mucizesi

Hz. Muhammed (s.a.v)’in Rivayete göre İsra ve Miraç mucizesi, hicretten 1,5 yıl önce Recep ayının 27. gecesi’nde gerçekleşmişti. Hz. Muhammed İsra Ve Miraç Mucizesi büyük Mucizelerden biridir. En doğrusu kıyamete kadar dünyada meydana gelebilecek olan en önemli olaylardan biridir.

İsra ve Miraç mucizesi karşısında Hz. Muhammed (s.a.v)’in Allah Teala’nın katında olan değeri, yakınlığı ve üstünlüğünün açık bir göstergesidir. İsra ve Miraç yolculuğunda görmüş olduğu nur ve ilahî tecellileri yazmakla birlikte kavramak ve anlamak mümkün değildir. Böyle bir olay Hz. Muhammed (s.a.v)’den daha önce hiç kimseye nasip olmadığı gibi gelecektede kimseye nasip olmayacaktır..

Hz. Muhammed (s.a.v) Miraca çıkmadan önce, en çok sevdiği ve kendisine bakan büyüten, ve Mekke müşriklerine karşı koruyan amcası Ebu Talib vefat eder.

Amcası Ebu Talib’in vefatından fazla zaman geçmeden hemen ardından Sevgilli eşi Hz.Hatice (r.a) vefat etti.İslam dini tarihinde bu acı Ebu Talib’in vefatından ve Hz.Hatice (r.a) vefatından dolayı seneye hüzün yılı denmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v) kölesi Zeyd ile beraber Taif halkını İslam’a davet etmek için gittiler. Ama sonuç alamadan hüzünlü bir şekilde Mekke’ye geri döndüler.

Hz. Muhammed (s.a.v) üst üste gelen bu acı hadiselerden sonra çok üzgün halde Kâbe’de yatarken, her şeye kadir olan Allahu teala dünyanın yaratılışından bu yana, ışık hızına bile henüz ulaşamadığımız, yedi kat semanın çok daha ötesine, Hz. Muhammed (s.a.v) teselli etmek için bir anda en üst seviyeye ulaştırdı. Allah (c.c) kendine mahsus olan bazı büyük ayetleri, Hz. Muhammed (s.a.v) gösterdi. Hz. Muhammed İsra Ve Miraç Mucizesi gerçekleşir.

Hz. Muhammed (s.a.v) İsra hadisesi

Arapça İsra’nın,Türkce anlamı gece yürüyüşü demektir. Mirac’ın Türkce anlamı yükseğe çıkmak demektir.

Hz. Muhammed (s.a.v) İsra hadisesinin, Mekke’den Kudüs’e kadar olan kısmı Kur’an-ı Kerim’de geçmektedir. Bu safhayı inkâr eden dinden çıkar. İsra Suresi’nin ilk ayetinde Allah (c.c) şöyle buyurmuştur:

“Ayetlerimizden bir kısmını Hz. Muhammed (s.a.v)’e (O’na) göstermek için Hz. Muhammed (s.a.v)’i (kulunu) bir gece Mescid-i Haram’dan alıp, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya seyahat ettiren Allah (c.c), her türlü noksandan münezzehtir.”(İsra Suresi, Ayet 1)

Sahabelerden bir çoğu İsra Miraç Hadisesini Anlatarak veya yazarak bu zamana kadar gelmiştir. Ve Kur’anı Kerim de bu hadiseyi İsra Ayetiyle tasdiklemiştir.

Hz. Muhammed (s.a.v) geceleyin Kâbe’nin hatim kısmında yatarken, Cebrail (a.s.) gelip Hz. Muhammed (s.a.v)’i uyandırdı. şakkı-sadr olayını Hz. Muhammed (s.a.v)’de tekrar yaptı.

Hz. Muhammed İsra Ve Miraç MucizesiCebrail (a.s) Hz. Muhammed (s.a.v)’e binmesi için Burak adında bir binek getirdi. Bu binek ışık hızından çok daha hızlı gidiyordu. Hz. Muhammed (s.a.v) Cebrail (a.s)’le birlikte Mescid-i Aksa’ya vardı.Hz. Muhammed İsra Ve Miraç Mucizesi gerçekleşmesi için gidiyor.

Hz. Muhammed (s.a.v) daha önceden gönderilen bütün peygamberlerin Mescid-i Aksa’da kendisini beklediklerini gördü. Namaz kılmak için birlikte saf tuttular. Cebrail (a.s)’in işaretiyle Hz. Muhammed (s.a.v) onlara imamlık yaptı. Hz. Muhammed (s.a.v)’e içmek için içi dolu üç bardak getirildi. Birinde su, birinde süt, birinde şerbet vardı. Hz. Muhammed (s.a.v) bunlardan süt bardağını alıp içti. Cebrail (a.s) Hz. Muhammed (s.a.v)’e; “Doğru olanı seçtin” dedi.

Mirac; Hz. Muhammed (s.a.v)’in Cebrail (A.S.) ile birlikte Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan Sidret El Münteha’ya kadar olan yolculuklarıdır. Hz. Muhammed (s.a.v) Refref ile Öteler Ötesinde Buluşması.ndan önce

Hz. Muhammed(s.a.v) 7. kat Semada

Hz. Muhammed (s.a.v) Hz. Adem 1 kat semada görür Hz. Muhammed (s.a.v) ve Cebrail (a.s.) Birinci kat semaya çıktıklarında semada oturan bir zat gördüler. O zat’ın sağında ve solunda gölgeler vardı. O zat sağındaki gölgeye baktığında gülüyor, sonra solundaki gölgeye baktığında ağlıyordu.

Hz. Muhammed (s.a.v) Cebrail (a.s)’e bu zatın kim olduğunu sordu.
Hz. Cebrail (a.s) o Zat’ın Hz.Adem (a.s) olduğunu söyler.

Sağındaki gölgelerden insanlardan cennetlik olanları görüyor, solundaki gölgeliklerden de cehennemlik olanları görüyor dedi. Bu katta cehennemin ne kadar dehşetli ve felaketi olduğu Hz. Muhammed (s.a.v)’e gösterildi.

Hz. Muhammed (s.a.v) ve Cebrail (a.s) İkinci kat semaya çıktıklarında orda Hz. Yahya (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.)gördüler.

Hz. Muhammed (s.a.v) ve Cebrail (a.s) üçüncü kat semaya çıktıklarında orda Hz. Yusuf (a.s) gördüler.

Hz. Muhammed (s.a.v) ve Cebrail (a.s) dördüncü kat semaya çıktıklarında orda Hz. İdris (a.s.) gördüler.

Hz. Muhammed (s.a.v) ve Cebrail (a.s) beşinci katta çıktıklarında Hz. Harun (a.s.), ve altıncı katta çıktıklarında Hz. Musa (a.s.), ve en son yedinci katta çıktıklarında Hz. İbrahim (a.s.)’ı gördüler.
Hz. Muhammed (s.a.v) ve Cebrail (a.s) sonunda Sidret el Müntehada

Hz. Muhammed İsra Ve Miraç MucizesiHz. Muhammed (s.a.v) ve Cebrail (a.s) sonunda Sidret El Münteha’ya vardılar.

Dünyanın ilmi burada son buluyor. Bunun ötesinde ne olduğunu, Allah (C.C.)’dan başka hiç kimse bilmez.

Bu mevkii de, Hz. Muhammed (s.a.v)’e Müslümanlar için hazırlanan cennetin bütün nimetleri gösterildi.

Mirac’la ilgili Necm Suresi’nde Allah (C.C.) şöyle buyurmuştur.

“Yemin olsun ki, O’nu bir defa daha gördü. Sidret El Münteha yanında Cennet El Me’va O’nun (sidre) yanındadır. O Sidre, Allah (C.C.)’ın nuruyla örtülmüştür. Hz. Muhammed (s.a.v)’in gözü gördüğünden ne kaydı ne de şaştı. And olsun ki, Rabbi’nin alâmetlerinin en büyüğünden bir kısmını gördü.”(Necm Suresi, Ayet 13-16)

Burada Hz. Muhammed (s.a.v) Sidret El Münteha’da Cebrail (a.s.)’i asıl görünümüyle görmüştür. Cebrail (a.s) Sidret El Münteha’dan ileriye gidemeyeceğini Hz. Muhammed (s.a.v)’e bildirdi. Cennetten gelen Refref (ipek döşek)’in rehberliğinde Sidret El Münteha’nın ötesine geçmek suretiyle seyahatine devam etti. Nihayet zaman ve mekândan münezzeh olan Allah (C.C.)’ın huzuruna vardı. Arada hiçbir vasıta olmadan Allah (C.C.)’ın bizzat kelamını işitti. Allah (C.C.)’ın çeşitli tecellilerini ve nurunu müşahede etti.

Allah (C.C.) tarafından Hz. Muhammed (s.a.v)’e şu emirler verildi:

1) Müslümanlara 1 Günde 50 vakit namaz kılınması farz olundu.

2) Hz. Muhammed (s.a.v)’e Allah (C.C.)’a ortak koşmayanların cennete girecekleri bildirildi.

3) Hz. Muhammed (s.a.v)’e Bakara Suresi’nin son iki ayeti vahyolundu.

Günde Beş Vakit Namaz Farz Kılındı

Hz. Muhammed İsra Ve Miraç MucizesiHz. Muhammed (s.a.v) Allah (C.C.)’ın huzurundan ayrıldıktan sonra, 6. Kat semadaHz. Musa (a.s) uğradı. Hz. Musa (a.s) Allah Teala’nın O’na ne vahyettiğini sordu. Hz. Muhammed (s.a.v);Ümmetime “50 vakit namaz farz kılındı” dedi. Hz. Musa (a.s.); “Benim bu konuda tecrübem vardır, ümmetin her gün 50 vakit namaz kılmaya kılamazlar buna tahammülleri nede zamanları yeter ” dedi. “Namaz vakit sayısını azaltılması için Allah (C.C.)’tan ricada bulun” dedi. Hz. Muhammed (s.a.v) Musa (a.s) bu tavsiyesine uyarak, namaz vakit sayısını azaltılması için Allah (C.C.)’ın huzuruna tekrar çıkarak yalvardı. Ve Bu namaz vakit sayısı 5 .düşene kadar Allahu Teala’nın huzuruna gidip geldi ve en son Allah (C.C.) Hz. Muhammed (s.a.v)’in ricasını kabul ederek namaz vaktini günde beş vakte kadar indirdi.

Tekrar Mekke’ye dönmek Hz. Muhammed (s.a.v) Miractan tekrar Kudüs’e geldi. Oradan da Burak’la aynı saniyeler ,ve saatte, gece Mekke’ye döndü. Hz. Muhammed İsra Ve Miraç Mucizesi gerçekleşmişti.
Hz. Muhammed(s.a.v)’den kanıt istediler

Hz. Muhammed İsra Ve Miraç MucizesiHz. Peygamberimiz (s.a.v) gündüz olunca o gece İsra ve Mirac olayını Kâbe’de toplanan müşriklere anlattı. Kureyşli müşrikler Hz. Peygamberimiz (s.a.v) Miraç gittiğine inanmadılar. Ve yalan söylediğini düşündüler Ve o anda Hz. Muhammed(s.a.v)’den kanıt istediler. Müşrikler Hz. Muhammed’den Mescid-i Aksa ile alakalı sorular sormaya başladılar. Allah (C.C.) Mescid-i Aksa’yı, Hz. Muhammed (s.a.v)’in gözü önüne getirdi, müşriklerin sordukları soruları Mescid-i Aksa’ya bakarak cevap verdi. Kureyş müşrikleri Şam’a göndermiş oldukları, ticaret kervanlarını yolda görüp görmediğini sordular.Hz. Muhammed (s.a.v) Kervanlarını yolda gördüğünü söyledi. Müşriklere Kervanda bulunan kişilerin ne yaptıklarını tek tek onlara anlattı. Hz. Muhammed( s.a.v) Hatta bir kervanın o anda Ten yolunda Geldiğini söyler. O Kervanın önünde boz-siyah bir deve, onun üstünde ne yüklü olduğunu söyledi. Müşrikler kafileye Hz. Muhammed (s.a.v)’in anlattıklarının doğru olup olmadığını sormak için beklerler, kafile gelince hemen yanına giderler ve Onlarda Hz. Muhammed (s.a.v)’in söylediklerini aynen tasdik ettiler. Hz. Muhammed İsra Ve Miraç Mucizesi

Müşrikler Hz. Ebu Bekir (r.a.) görünce hemen yanına gidip Hz. Muhammed (s.a.v) miraç mucizesini sorarlar Hz. Ebu Bekir (r.a.) mucizeyi duyar duymaz hiç tereddüt etmeden onaylar. Bu hareketinden dolayı Hz. Muhammed (s.a.v) Ebu Bekir (r.a.) Sıdık lakabını verdi.

Sopanın Kılıca Dönmesi ve Minberin Sallanması Mucizeleri

Bedir ve Uhud’da Sopanın Kılıca Dönmesi

Bedir Muharebesinde Ashap’tan Hz. Ukkaşe Bin Mihsân (r.a)’ın Muharebe anında kılıcı kırıldı. İslam’ın ilk yıllarında Sahabelerin ekonomik durumları iyi olmadığı için yedek silahları yoktu. Hz. Muhammed(s.a.v) kılıcı kırılan Hz. Ukkaşe (r.a)’ın durumunu öğrenince, Hz. Ukkaşe uzun bir sopa vererek; “Git bununla muharebe et!” diye emretti. Hz. Ukkaşe (r.a) sopayı aldı hiç şüphe etmeden karşısındaki düşmana sopayla saldırdı. Bir mucize sonucu verilen o sopa Hz. Ukkaşe (r.a)’ın elinde çelikten daha kuvvetli keskin parlayan beyaz bir kılıç oldu. Bu kılıç sahabeler arasında El-Avn (İlahi yardım) adıyla ün buldu. Hz. Ukkaşe (r.a) katıldığı bütün muharebelerde bu kılıçla savaştı. Hz. Ukkaşe Bin Mihsân (r.a) Yemame Savaşı’nda şehit düşünceye kadar o kılıcı kullandı. Sopanın kılıca dönmesi peygamberimizin gösterdiği mucizelerden biri oldu.

Bu mucizenin bir benzeri de Uhud Savaşı’nda meydana geldi. Hz. Muhammed(s.a.v)’in halasının oğlu Abdullah Bin Cahş (r.a)’ın muharebede kılıcı kırıldı. Bu durumdan haberdar edilen Hz. Muhammed(s.a.v), Hz. Abdullah (r.a)’a bir sopa verdi. Bir mucize eseri olarak bu sopa elinde çelikten keskin parlayan bir kılıç oldu. Bu kılıçla şehit düşünceye kadar müşriklerle muharebe etti. Daha sonra bu kılıç Hz. Abdullah (e.a)’ın mirasçıları tarafından alınıp muhafaza edildi.

Minberin Sallanması Mucizesi

Hz. Muhammed(s.a.v) hutbede  bir gün vazında Allah(c.c) büyüklüğünü ve gücünü anlatıyordu. Hz. Muhammed(s.a.v)’in sözlerinin etkisi nedeniyle kuru ağaçtan yapılmış olan minber etkilenerek ileri geri saga sola sallanmaya başladı. Bu durumu gören sahabeler Hz. Muhammed(s.a.v)’in daha fazla sallanarak minberden düşmesinden çok korkmuşlardı.

Hz. Muhammed(s.a.v) başka bir gün yine minbere sahabelere hitap etmek için çıktı.

Zumer Suresi, 67 Ayeti okumaya başladı. Onlar Allah’ın kudret ve azametini hakkıyla bilmediler. Ama kıyamet gününde yer yüzü bütünüyle Allah(c.c) tasarrufundadır, gökler de Allah(c.c) kudretiyle dürülmüştür. Allah(c.a) bütün noksanlıklardan uzaktır ve onların ortak koştukları şeylerden büyüktür.

Hz. Muhammed(s.a.v) Zumer Suresi, 67 Ayetini okumaya başladığında minber sözlerin etkisinden yine Allah’ın büyüklüğünden ve yüceliğinden dolayı, bir mucize eseri olarak sallanmaya başlamıştı.

Peygamberimiz efendimizin bir çok mucizesi vardır. Diğer mucizeleri hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Pey­gam­be­r Efendimizin Mucizesi Sert Kayayı Parçalaması

Pey­gam­be­r Efendimizin Mucizesi Sert Kayayı Parçalaması

Hendek savaşından önceHendek Kazı işi devam ederken Müslümanlar Hendeğin ortasında sert bir kayayla karşı karşıya geldiler. Kayayı parçalamak için Müslümanlardan ne kadar kendine güvenen varsa hepsi tek tek hendeğe inip kayayı parçalamak için çalıştılar. Pey­gam­be­r Efendimizin Mucizesi Sert Kayayı Parçalaması

Hendeğin içindeki kayayı parçalamaya çalışırken, ellerindeki balyozla ne kadar kayaya vurulursa vursunlar, kayada ufak bır yarık bıle acamıyorlardı.Ne kadar kazma kürek, balyoz  gibi bir sürü aletleri varsa kırıldı.

Pey­gam­be­r Efendimizin Sert Kayayı Parçalaması nın başarılı olamadıklarını söylemek için yanına giderler

Hz Muhammed (s.a.v) çadırının içinde dinlenmekteydi,Kayayı kıramadıklarını  haberini verdiler: “Ya Re­su­lal­lah!  Kazı esnasında karşımıza ak bir kaya çıktı. Kayayı bir türlü parçalayamadık! Bu kayayı nasık kıracağız emriniz nedir?”

Hz Muhammed (s.a.v), balyozu getirmelerini istedi ve balyozu aldı. Hz Muhammed (s.a.v) “بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم!” di­ye­rek kayaya bir balyoz vurdu. Peygamber efendimiz balyozla vurduğu Kayanın üçte birini yerinden ayırarak kopardı ve Hz Muhammed (s.a.v), “ Allahü Ek­berالله أكبر! dedi! ve bana Şam’ın anahtarları verildi. Vallahi, ben şu anda Şam’ın kırmızı köşklerini görüyorum!” buyurdu. Sonra, Hz Muhammed (s.a.v) yine “بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم!” deyip ka­yaya bal­yozla ikinci darbeyi indirdi.

Hz Muhammed (s.a.v) Kayanın üçte biri daha parçaladı kayadan ayırdı. Yine Hz Muhammed (s.a.v), “ الله أكبر Allahü Ek­ber! Ba­na, Fars’ın anahtarları verildi! Vallahi, şu anda ben, Kis­ra’nın Me­da­yin şehrini ve onun beyaz köşklerini görüyorum!” dedi. Ondan sonra  Hz Muhammed (s.a.v) üçün­cü defa yine “بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم!” dedi ve balyozla kayaya vurdu; kayanın geri kalan kısmı­nı da yerinden kopararak ayırdı. Yine Hz Muhammed (s.a.v) “ الله أكبر Allahü Ek­ber! dedi ve bana, Yemen’in anahtarları ve­ril­di! Vallahi, şu anda ben, Sa­n’a’nın kapılarını görüyorum!” buyurdu.

Hz Muhammed (s.a.v)‘in haber verdiği bütün kazanılan muharabeler ve fetihler, Bu savaşlar ve fetihler Hz. Ömer ile Hz. Osman döneminde tek tek aralıklarla  gerçekleşti. Bu muharabeleri ve fetihlerin, hepsini tek tek gören Ebu Hüreyre (r.a.), Müslü­manlara şöyle seslendi, “Bu kazanılan muharabelerle birlikte edinilen bu fetihler, sizin için bir başlangıçtır.

Vallahi, Allah, fethedeceğiniz veya kıyamete kadar fet­h o­lu­nacak şehirlerin hepsinin anahtarlarını önceden Peygamberimiz(s.a.v) vermiştir” derdi.

 

Peygamber Efendimizin Ayak İzi

Peygamber Efendimizin Ayak İzi Nasıl Oluştu

Hz. Muhammed (s.a.v) mermer, kaya gibi sert cisimlerin üzerine çıktığında veya bastığı zaman bunların üzerinde mührü andıran bir iz bırakırdı. Kumun üzerine bastığında veya yürüdüğünde, veya yumuşak toprak üzerine, çimenliklere bastığı zaman ayaklarının izleri çıkmazdı. Peygamber efendimizin ayak izi mucizesi sadece ve sadece yalnız Hz. Muhammed (s.a.v)’e aittir.

Hz. Muhammed (s.a.v)’in ayak izlerinin sert yerlerde iz bırakması, Sahabeler tarafından görülür ve bunun bir mucize olduğunun farkına varılır. Hz. Muhammed (s.a.v)’in bu ayak izlerini daha sonra Peygamberimiz ‘in vefatından sonra bazı Sahabeler tarafından hatıra kalması için bu sert yerlerden özenle çıkarılıp muhafaza altına almışlardır.

Peygamber Efendimizin Ayak İzi Nerede

Bir insanın veya dünyada yaşayan canlıların hangisi olursa olsun bir mermer veya kaya parçası üzerine basmalarına rağmen ayak izi bırakması kesinlikle mümkün değildir. Hz. Muhammed (s.a.v)’in çeşitli devletlerde halen daha bugün veya her zaman muhafaza ve koruma altına alınan veya alınmış taşlar üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v)’in ayak izleri mevcuttur. Hz. Muhammed’in Mucizesi Ayaklarının İzi olan bu Taşlar veya mermerler Hz. Muhammed (s.a.v ) anımsamak ve hatırlamak için yüz yıllarca saklanmış bizzat elden ele emanet edilerek korunmuştur. Özellikle Müslüman devlet adamları, padişahlar bu değerli yadigarları çok önemli yerlerde özel muhafaza ve koruma altına alarak, saklamışlardır, çok özel günlerde dini günlerde ve bayramlarda ziyarete açmışlar ve ziyaret etmişlerdir.

Türkiye de bulunan Hz. Muhammed (s.a.v )’in ayak izi ise, İstanbul, Topkapı Sarayında Mukaddes Emanetler Dairesinin bir bölümünde muhafaza altındadır. Hz. Muhammed (s.a.v ) Efendimiz Miraca çıkarken Kubbet-üs-Sahra’da bulunan kayanın üzerine basarak Miraca çıkmıştır.  Hz. Muhammed (s.a.v )’in mübarek ayak izi bulunan o taş  Hırka-i Saadet odasında bir dolap içinde muhafaza edilmektedir. Hz. Muhammed (s.a.v )’in Miraca çıkarken üstüne bastıkları bu mübarek kayanın üzerine Filistin de Kubbet-üs-Sahra adıyla bilinen bina yapılmıştır.

Peygamberimiz efendimizin bir çok mucizesi vardır. Diğer mucizeleri hakkında bilgi edinmek için tıklayınız.

Hz. Peygamberimiz’in En Büyük Mucizesi Kur’an

Hz. Peygamberimiz’in En Büyük Mucizesi Kur’an

Hz. Peygamberimiz’in En Büyük Mucizesi Kur’an: Peygamberimizin döneminde en ünlü şiir ve kelam sanatında en ileri gelenlerinden Velid Bin Mugire, Kureyş’in bu konularda en iyisi ve başıydı.

Velid Bin Mugire Hz. Muhammed (s.a.v )’in İslam dinini ve okuduğu Kur’an Ayetlerinin hiç bir yerde ve bu zamana kadar hiç bir yerde bu kadar inandırıcı ve aşırı çok etkili oldugunu duyar ve Hz. Muhammed (s.a.v ) başvurdu:

– Ey Muhammed bana biraz Kur’an okurmusun!

Hz. Muhammed (s.a.v ) Nahl Suresi / 90’ncı Ayetini sesli ve çok güzel kulağa hitab eden bir sesle okumaya başlar.

– “Şüphesiz ki Allah adaleti, iyiliği, (hususiyle) akrabaya (muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emreder. Taşkın kötülük (ler) den, münkerden, zulm tecebbürden nehyeder. Size (bu suretle) öğüt verir ki iyice dinleyip anlayıp tutasınız.” (Nahl Suresi / 90)

Hz. Muhammed (s.a.v ) Nahl Suresi / 90’ncı Ayetini ayetini okudular. Velid Bin Mugire Hz. Muhammed (s.a.v ) Nahl Suresi / 90’ncı Ayetini bir kere daha okuttu.

Ve Hz. Muhammed (s.a.v ) okuması bittikten sonra Velid Bin Mugire orda bulunan Kureyşlilere dönüp haykırmaya başladı:

– Vallahi Muhammed ‘in okuduğu bu kelamın başka bir kimsenin bilmediği güzellik ve lezzeti var. Bu bir mucizedir.

Şairlıkte ve şiirlerin kelimelerin büyücüsü Velid Bin Mugire, Bu duyduklarından sonra başını alıp Kureyşlilerin çok yoğun olduğu yere doğru koşmaya başladı:

– Kureyşlilerin içinde benden daha üstünü olan şair yoktur. Her türlü şiirin her türlü şekilde okuma  halini, insanların ve cinlerin şiirlerini benden iyi bileniniz varmı tabiki yok. Ama Muhammed ‘in okuduğu kelam benim bildiklerimin  hiç birisine benzemiyor. Vallahi  insana dinlerken kendinden geçiren çok hoş ve o kadar dokunaklı ki, aklımı başımdan aldı gitti dedi.

Hz. Muhammed (s.a.v ) secde suresini okur

Hz. Peygamberimiz’in En Büyük Mucizesi Kur’an: Kureyşli kafirler, Hz. Muhammed (s.a.v ) doğru yolu göstermesi için, Rebia oğlu Utbe’yi gönderirler, ve bazı tekliflerde bulunmak için.

Hz. Muhammed (s.a.v )’in  huzuruna vardığında Rebia oğlu Utbe Kureyşlilerin  tekliflerini tek tek saydı. Hz. Muhammed (s.a.v )’e kureyşlilerin bir sürü dünya nimetlerini vaad ettiklerini söyler.Hz. Muhammed (s.a.v ), Utbe’yi sonuna kadar dinledi.

Hz. Muhammed (s.a.v ) Utbeye sorar:

– Ey Rebia oğlu Utbe Söyleyeceklerin bu kadarmı  tamam mı?

– Evet…

Rebia oğlu Utbe Öyleyse şimdi sende beni dinle!

– Pekala, dinliyorum Muhammed!

Hz. Muhammed (s.a.v ) secde suresini besmeleden başlayarak okumaya başladı.

Hz. Muhammed (s.a.v ) Secde ayeti gelince okuyup secdesini hemen orda yaptı.

Hz. Muhammed (s.a.v ) yine buyurdular:

– İşittin mi, ya Eba Velid?

Utbe, hayretler içinde kalmıştı ve dehşetler içinde kalmıştı  mırıldanarak cevap verir :

– Evet Muhammed işittim der.

Hz. Muhammed (s.a.v ):

– İşte sen ve işte o!

Buyurdular… Rebia oğlu Utbe, dehşetler içinde Kureyşlilerin yanına koşarak gider:

– Ey Kureyşliler! Ben Muhammed’den öyle bir kelam sözler işittim ki, ömrümde hiç öylesini duymadım. Bu sözler ne? Şiir değil, sihir değil, kehanet değil ! Muhammed kendi haline bırakın ve ona kesinlikle dokunmayın! Muhammed bana Kur’an okudu ve Ad ve Semud kavminin başlarına gelen bela ve musibetlere dair  Kur’an daki ayete sıra gelince, ben başımıza bir felaketin gelmesinden korktum. Bilirsiniz ki Muhammed yalan söylemez. Dikkat edin de başımıza bir şey gelmesin.