Kategori arşivi: Peygamber Efendimizin Hayatı

Müslüman olmayanların Kabe’ye Girmeleri niçin yasaklandı ?

Müslüman olmayanların Kabe’ye Girmeleri niçin yasaklandı ?

Hz. Muhammed (sav) Bayramın birinci günü Hz. Ali’ye Kabe adabıyla ilgili ayet-i kerimeleri ilan etmesini söyledi ve bugünden itibaren Beytullah’a Müşriklerden hiç kimse girmeyecektir dedi.

Çünkü Müşrikler Kabe’de Çıplak olarak tavaf ediyorlardı.

Hz. Ali (ra) Hz. Ebubekir (ra)’ın arkasından Kabe ye gitti ve bayramın birinci günü olduğu için tüm Müslümanlar orada bulunuyordu.

Kurban bayramının birinci günü Müslümanlar Hac’da Şeytan taşlamak için gittikleri Akabe Cemresinin yapıldığı yerde bulunuyordu, ve Hz. Ali (ra) Akabe Cemresi yanında ayağa kalkarak, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in kendisine verdiği bu vazifeyi hutbede kuran’ı kerimden bazı ayetler okuduktan sonra Hz. Muhammed (sav) söylediği şartları, maddeleri bütün herkese duyurdu. Müslüman olmayanların Kabe’ye Girmeleri niçin yasaklandı ?

Hz. Ali (ra) Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in emr ettiği şu dört maddeyi bütün orada bulunan herkese du­yurdu:

1- Cennete ancak Müslümanlar girebilecektir.

2- Kabe, bundan sonra hiç bir zaman çıplak olarak tavaf edilmesine izin verilmeyecektir, (Kafirlerin bu şekilde tavaf ettikleri ve bid’atlerine son verilecektir.)

3- Bu yıldan itibaren hiç bir müşrik kabe’ye yaklaşmayacaktır.

4- Yalnız Resulullah ile antlaşma yapmış ve bu antlaşmaya sadık kalan müşrikler hakkında, belirlenen o süre bitene kadar antlaşma maddelerine sadık kalınacaktır.

Bu hutbeden sonra, müşrikler hac’a gelmemiş ve Beytullah, çıplak olarak tavaf edilmemiştir.

Bu hutbeden sonra, Kabe-i Muazzama, nasıl putlardan temizlendiği gibi müşriklerden de temizlenmiş oldu. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in yapacağı büyük hac için hazır bir hale gelmiştir.

İbn-i Hişam, IV, 201; Tirmizi, Hac, 44/871; Vakıdi, III, 1077.

Efendimiz Hz. Muhammed (sav) Nurunun Yaratılışı

Efendimiz Hz. Muhammed (sav) Nurunun Yaratılışı

Tüm Peygamberlerin en sonuncusu olan Hz. Muhammed (sav), ve Hz. Muhammed (sav)’in ümmeti olmakla şereflendiğimiz Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav).

Hz. Muhammed (sav)’in nurunun yaratılışı hakkında neler biliyoruz?

Hz. Muhammed (sav)’in mübarek nuru nasıl yaratıldı.?

Allah’ü teala  habibim dediği Hz.Muhammed’in nurunu hiç bir varlığı ve evreni yaratmadan önce, Allah’ü teala Hz.Muhammed’in nurunu kendi kudret eliyle yaratmıştır. Bir rivayete göre Hz.Muhammed’in o mübarek nuru Levh ve Kalem’den dokuz yüz bin yıl önce yaratılmıştır. Daha sonra peygamber efendimizi  Hz.Muhammed ‘in nurunun yaratılışı hürmetine diğer başka varlıkları ve nesneleri yaratılmıştır. Allah’ü teala daha sonra ise peygamber efendimiz  Hz.Muhammed (s.a.v) ‘in nurunu ve daha sonradan yarattığı o muhteşem sergiler üzerinde Allah’ü teala kendisine tavaf ettirdi. Hz.Muhammed (s.a.v) ‘in nuru uzunca bir süre tavaf ettikten sonra kendisine secde etmeye memur olundu. Efendimiz Hz. Muhammed (sav) Nurunun Yaratılışı

Ondan sonra tüm mahlukatı, tüm alemi yaradan Allah’ü teala, bu kainatı ve evreni yaratma gereğini duydu.  Bunun üzerine Allah’ü teala bir cevher yarattı, ve Allah’ü teala ona kudret bakışıyla baktı. O cevher, Allah’ü Teala’nın ululuğu ve yüceliği karşısında eriyip su oldu ve akmaya başladı. O cevherin bu akış bir yıl süreyle devam etti. Sonra O cevher on kısma bölündü.Bu cevherden bölünen kısımlardan  Allah’ü Teala;

Allah’ü teala Arş’ı  yarattı

O cevherin Birinci kısımdan Allah’ü teala Arş’ı  yarattı. Arş’alanın  400 000 adet direği vardır. Arş’ı alanın her direğinin arası 400 000  yıllık yoldur.

Allah’ü teala Kalem’i yarattı

O cevherin ikinci kısımdan Allah’ü teala Kalem’i yarattı. Bir rivayete göre uzunluğu 500 senelik yol. eni ise 40 senelik yoldur. Başka bir rivayete göre ise 100 boğumdur ve her boğumu 50 senelik yoldur.

Allah’ü teala Levh’i yarattı

O cevherin ikinci kısımdan Allah’ü teala üçüncü kısımdan Levh’i yarattı. Levh’i bir ak inciden yaratıldı. Levh’i nin kenarları kırmızı yakuttandır. Levh’i nin eni gök ile yer arası kadardır. Allah’ü Teala her gün levh e bakar diriyi öldürür ve ölüyü de diriltir, .  Zengini fakir ve fakiri de zengin yapar. Allah’ü teala yükseği alçaltır, alçağı yükseltir.

Allah’ü teala Ay’ı yarattı

O cevherin dördüncü kısımdan Allah’ü teala Ay’ı yarattı. Sonra Ay’ın dünyanın çevresinde dönmesi emr olundu.

Allah’ü teala Güneşi yarattı

O cevherin beşinci kısımdan Allah’ü teala Güneşi yarattı. Sonra Güneşe  ışık ve ısı vermesi emr olundu. Dünya güneşe biraz daha yakın olsa Dünyada her şey yanarak kül olurlardı. Veya Dünya güneşe biraz daha uzak olsa Dünyada her şey donarak buz olurlardı.

Allah’ü teala Cenneti yarattı

O cevherin altıncı kısımdan Allah’ü teala Cenneti yarattı. Ve Cenneti velilere, saf ve temiz,  inanan iman eden müminlere barınak yaptı.

Allah’ü teala Gündüzü yarattı

O cevherin yedinci kısımdan Allah’ü teala Gündüzü yarattı. Ve Gündüzü canlıların, varlıkların ve İnsanların,  çalışıp kazanması için aydınlık gündüz  yaptı.

Allah’ü teala Melekleri yarattı

O cevherin sekizinci kısımdan Allah’ü teala Melekleri yarattı. Melekleri nice ayrı ayrı sınıflara ayırdı. Allah’ü teala Melekleri kendisine ibadet ekmeye memur kıldı.

Allah’ü teala Kürsiyi yarattı

O cevherin dokuzuncu kısımdan Allah’ü teala Kürsiyi yarattı. Kürsi gökleri ve yedi kat yeri çevreler ve sarar. Kürsi yanında evrendeki bir halka gibidir. halkanın sağında onbin kürsi, halkanın solunda onbin kürsi koydu. O kürsilerin her birinde bir melek oturur. Bu Melekler Ayetü’l Kürsi‘‘yı okur ve Ayetü’l Kürsi’nin sevabını ümmeti muhammedden bu Ayetü’l Kürsi‘‘yı okuyanların sevap defterine yazar.

Allah’ü teala Hz.Muhammed (s.a.v)’in temiz toprağını yarattı

O cevherin onuncu kısımdan Allah’ü teala Hz.Muhammed (s.a.v)’in temiz toprağını yarattı.

Daha sonra yüce yaratıcı Allah’ü teala Hz.Muhammed (s.a.v)’in mübarek nuru na seslendi.

“Ey habibim Muhammed’in nuru ben kimim?”

Ya Allah’im beni yaradan, bana rızık veren, beni yaşatan ve öldüren sensin.”Diye cevap verdi.

“Ey habibim Muhammed’in nuru beni iyi bildin. Bildiğin gibi bana ibadetle uğraş” dedi.

Hz. Muhammed’in Nuru hemen ibadet için kalktı ve on yedi bin yıl Allah’ü tealanın huzurunda ayakta durdu.

Ondan sonra Allah’ü teala, Hz. Muhammed’in Nuru üzerine kendi nurundan bir avuç serpti. Hz. Muhammed’in Nuru o verişin şükrünü, şükür secdesiyle ifa etti. O secde Allah’ü teala tarafından Kur’an-ı Kerim de müyesser kılındı. Daha sonra Hz. Muhammed’in o mübarek nurun şerefine peygamber efendimiz (sav)’in ümmetinin bütün günahları aff olundu.

 

Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) Mübarek Nurunun Yaratılması

Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) Mübarek Nurunun Yaratılması

Hz. Peygamber efendimiz (sav) dünyaya gelmeden  önce, Allah teala  kendi nurundan Hz. Muhammed (sav) yaratmıştır.
Hz. Muhammed (sav)’in nuru yaratılmadan önce hiçbir şey mevcut değildi.
Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur “Allah (c.c) cümle Alemi, ve Arşı mahlukatın tümünü yaratmadan önce benim nurumu kendi nurundan yarattı. Hz. Muhammed (sav) beni Allah (c.c) kendi nurundan yarattı.”Allah’ü Teala O yumuşak, hoş ve ince bir güzelliği olan nuru dörde böldü. Nurun birinci Bölümden kalemi yarattı  Nurun ikinci bölümden Levhi yarattı (kitapların yazıldığı yer)
Nurun üçüncü bölümden Arşı Azimi yarattı. Nurun dördüncü bölümden efendimize ayrıldı. Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) Mübarek Nurunun Yaratılması

 

Allah’ü Teala o kaleme yaz dedi

Allah (c.c) o  nurdan yarattığı kaleme yaz dedi. Kalem “ne yazayım ya rab’bim” diye sordu.
Yüce Yaradan Allah (c.c)

Kalem Allah’ü Tealaya   “Bu isim ne güzelmiş ki Allah isminle beraber yazdırıyorsun. Bu zat’ı muhterem kimdir diye sordu?”
Allah’ü Teala: “Ey kalem iyi davranışlı, ince, uslu, terbiyeli ve  edebli ol. Ey kalem O isim  Muhammed benim habibimin ismidir senide ey kalem  O’nun nurundan yarattım.”
Allah’ü Tealanın bu hitap karşısında  kalem Allah’ü Tealanın bu heybetinden  ortadan ikiye ayrıldı. O sözü söyleyen kısmı kesildi. Bu sırrın bir işareti olarak kalem yontulmadan yazamaz oldu. Alemlerin efendisi Hz Muhammed (sav) ‘in  nurundan yaratan Allah (c.c)hü kaleme tekrar yaz dedi.
Kalem Allah’ü Tealaya tekrar sordu. Ne yazayım ya Allah’ım? Allah’ü Teala Kaleme Bismillahir- rahmanirrahim. Cümlesini tam bir tazimle,düzenli ve sırasıyla yaz buyurdu. Ve Besmele yani Bismillahir- rahmanirrahim. tamam oldu.

Allah’ü Teala kaleme “Ey kalem sen benim üç ismimi tazimle düzenli ve sırasıyla tam yedi yüz yılda tamamladın. Ben bu isimlerimi Resulümün ümmetine bağışta bulunacam ve ihsan edeceğim. Celalime yemin ederim ki, O Resulümün ümmetinden erkek veya kadınlarından bir kulum Samimi, candan. Halis ve içi temiz olan ve Hulusi kalb ile Bismillahirrahmanirrahim diyen erkek veya kadınların iyilik defterlerine yediyüz sevab yazdırırım. Seyyie Kötülük, günah defterinden yediyüz günahını silerim.

 

Ehl-i beyt kimlere denir

Ehl-i beyt kimlere denir

Ehl-i beyt, Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in bütün aile fertlerine denir. Hz. Muhammed (s.a.v)!in mübarek hanımları, Hz. Muhammed (s.a.v)!in kızı Hazret-i Fatıma ile Damatı Hazret-i Ali (r.a) ve bunların evlatları ve olan Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin, onların çocukları ve kıyamete kadar gelecek torunlarının hepsine de Ehl-i beyt denir. Hatta Hz. Muhammed (s.a.v)’in temiz soyunun bağlı olduğu Haşimoğullarına da Ehl-i beyt denir. Eshab-ı kiramdan Selman-ı Farisi de Ehl-i beytten sayıldı. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v) : “Selman bizdendir. Ehl-i Beyt’ten’dir.”iltifatına mazhar olarak Hz. Muhammed (s.a.v)’in ailesine katıldı. Fakat özellikle Ehl-i beyt denilince, Hz. Ali, Hz. Fatıma ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in mübarek iki torunu Hz. Hasan ve Hz.Hüseyin dir. Ehl-i beyt kimlere denir.

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in soyu, Kızı Hazret-i Fatıma’dan devam etti. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in torunu Hazret-i Hasan’ın nesline Şerif, ve Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in diğer torunu Hazret-i Hüseyin’in nesline de Seyyid denir. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in temiz ve mübarek soyundan gelen ve onun kanını taşıyan seyyidler ve şerifler, Dünyada bir çok ülkede yaşamaktadır. Ve bunların her biri güzel ahlak numunesi olup, ülkemizde de sayıları pek çoktur.

 

Ehl-i beyti sevmek, her Müslümana farzdır. Müslümanın son nefeste iman ile gitmesine sebep olur.

Müslüman için Ehl-i beytin sevgisi, Ehl-i sünnetin sermayesidir.

 

 

En Çok Güvenilen Kişi Hz. Muhammed (s.a.v)

En Çok Güvenilen Kişi Hz. Muhammed (s.a.v)

Çocukluğu ticaretin içinde geçen Hz. Muhammed yirmili yaşlarında, azimli, itibar sahibi, iyi ahlâklı, olgun hal ve hareketleriyle, güvenilirliğiyle dikkatleri üzerine çeken bir tüccar olmuştu. Ona artık Muhammedü’l-emin deniyordu. yani “güvenilir Muhamıned”.
Bu özelliği herkes tarafından bilindiği için, uzak yerlere giden kimseler, kıymetli eşyalarını ona emanet ederlerdi. Kervanlarının başında onun olduğunu bilmek mal sahiplerinin içini rahatlatırdı. Kenanın kazancını en doğru biçimde kervan sahibine bildireceğinden kimse şüphe etmezdi. En Çok Güvenilen Kişi Hz. Muhammed (s.a.v).
Hz. Muhammed’-iş-bu şekilde Mekke’rıin zenginleriyle yaptığı ticari anlaşmalar sonucunda Bahreyn, Habeşistan, Yemen ve Suriye’ye yolculuklar yaptı.
Onun ne kadar güvenilir bir insan olduğunu, Mekke’nin zengin tüccarlarından Hatice de duymakta gecikmedi. Hatice şerefli, zengin, dul bir kadındı. Böylece sermayesi Hatice’den, emeği Hz. Muhamrned’den olmak üzere ticari bir ilişki başladı. Muhammedü’l-emin Hz. Hatice adına Yemen ve Suriye taraflarına ticari yolculuklar yaptı. Başarılı ve dürüst ticareriyle Hz. Haticeyi her zaman memnun etti.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in ticaret hayatı dürüstlüğü

Peygamberimiz (s.a.v.)’in ticaret hayatı dürüstlüğüMekke iklimi Toprakları tarıma elverişli olmadığından, Mekkeliler mal alıp mal satmakla uğraşırlardı. Çocuklarını da ticarete alıştırırlardı. Ticaret için kervanlarla,ilkbaharda Şam’a, sonbahardan sonraYemen’e seyahet ederlerdi. Ebu Talip de diğer Mekkeliler gibi kervan ticareti yapıyordu.Ve Peygamberimiz (s.a.v.) ilk ticarete gidişi bu sayede olmuştur.

Hz. Muhammed (s.a.v.)  Ebu TalibŞam’a giderken, Hz. Muhammed (s.a.v.) Ebu Talibden ayrılmak istemedi; kendisini de yanında beraber götürmesini istedi. Ebu Talib çok sevdiği Hz. Muhammed (s.a.v.)mi  beraberinde götürmeye karar verdi. Hz. Muhammed (s.a.v.) de kafileyle birlikte götürdü. Bu esnada henüz daha on iki yaşındaydı. En Çok Güvenilen Kişi Hz. Muhammed (s.a.v)

Ticaret için aliş veriş yapanların topluma yaptığı hizmetler yadsınamaz . Çünkü tüccar malın üretildiği yere kadar gidip insanların ihtiyacı olan malı alır,ve ihtiyacı olanlara ücreti karşılığında verir. Nasıl ki Hz. Muhammed (s.a.v)’e ticaretle uğraşan  kişinin topluma yaptığı hizmetler nedeniyle büyük manevî mükafatlara ulaşacağını müjdelemiştir. Her türlü aldatmayı, yalanı, hileyi ve  insana zarar vermeyi yasaklamıştır.

Hz. Muhammed Ve Erdemliler Sözleşmesi

Hz. Muhammed Ve Erdemliler Sözleşmesi

Mekkede zulümlerin, haksızlıklarm, zorbalıkların ardı arkası kesilmiyordu. Bu durumdan rahatsız olan bazı erdemli kişiler toplanarak bir çözüm yolu bulmaya karar verdiler. Mazlumun yanında olacaklarına, suçlunun karşısında birlik olup mazlumun hakkını koruvacaklarına söz verdiler. Hz. Muhammed Ve Erdemliler Sözleşmesi

Bu antlaşma daha sonraları (erdemliler sözleşmesi) adıyla anıldı. Hz. Muhammed de bu erdemli topluluğa katılanlar arasındaydı ve o sırada yirmi beş yaşlarındaydı.

Bu antlaşmaya katılanlar Mekke’de yapılan her türlü haksızlığı engellemek için birlik ve dayanışma içinde uzun süre gayret gösterdiler.

Gruba yeni üye alınmaması dolayısıyla Hilfu’l-fudül içinde üyelerinin ölümü ile ortadan kalktı. Hz. Peygambere İslam’dan sonraki yıllarda da Hilfu’l-fudül ‘den övgüyle bahsetmiştir.

Bu antlaşmanın kendisi için kızıl tüylü bir deve sürüsünden daha kıymetli olduğunu söylemiş ve “Eğer Hilfu’l-fudül adına davet edilsem icabet ederdim” buyur-muştur.

 

Hz. Muhammed (s.a.v) Emanetleri iade ediyor

MedineMekkeliler, Hz. Muhammed (s.a.v.) e kıymetli eşyalarını geri alınmak üzere, geçici olarak  teslim ederlerdi ilerde ihtiyaçları olduğunda tekrar geri alırdılar. Hz. Peygamberimiz (s.a.v), geri alınmak üzere, geçici olarak bırakılan eşyalara asla ihanet etmez ve Mekkeli sahiplerine sağlam bir şekilde geri iade ederdi. Emanetlere en zor anında hiçret edeceği gün  bile hainlik yapmamıştır. Hz. Muhammed (s.a.v.) Medine’ye hicret edeceği gece müşrikler, öldürmek amacıyla onun evini sarmişlardı. Hz. Muhammed (s.a.v.) evini birakıp gitmeden önce, yanında bulunan emanetleri Hz. Ali’ye teslim etmiş sonraki gün sahiplerine vermesini istemiştir. Burada dikkat çekici bir konu vardır. Hz.Peygamberimiz’ in Hz. Ali’ye teslim ettiği bu malların kureyşli müşriklere ait olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü o dönemde  Sahabeler Medine’ye hicret etmişlerdi. Mekke’de kalan  Sahabe sayısı cok azdı.

Hz. Muhammed (s.a.v.) güçlü olasılıkla çocukluğunda, veya ticaret hayatında, dürüstlüğü doğruluğu ile tanınmıştı. Hz. Muhammed (s.a.v.) sözünde durmadığı, yalan söylediği hiç görülmemiş, Hz. Muhammed (s.a.v.) başkalarına zarar verecek bir davranışta bulunduğu, veya bir kimseyi incittiği asla görülmemiş; Hz. Muhammed (s.a.v.)’in dürüstlüğü dillere destan olmuştur.

Cebrail (a.s) Ne zaman Semaden Korku Ve Dehşet İçinde İndi

Cebrail (a.s) Ne zaman Semaden Korku Ve Dehşet İçinde İndi

Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz Cebrail (as)’ın yanına geldiğinde sordu:

Hz. Muhammed (s.a.v): Ey cebrail sen hiç  semadan dünyaya acele ederek  dehşet ve korku içinde hızlıca yer yüzüne indin mi?
Cebrail  (as): Evet Ya Muhammed ben yer yüzüne 3 kez dediğin şekilde dehşet ve korku içinde hızlıca indiğim oldu.
Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v) Cebrail (as)’a sordu : Ya Cebrail nasıl oldu bana anlatırmısın?

İlkinde Nemrut Hz. İbrahim (as) ateşe atmasını emr edince

İlkinde Nemrut Hz. İbrahim (as) ateşe atmasını emr edince, Tam o anda Hz. İbrahim (as) ateşe atılırken Allah’hu Teala bana dediki : Ya Cebrail sor bakalım İbrahim’in ateşe atılırken bizden bir dileği veya isteği varmıdır?
O anda İbrahim mancınık ile ateşe atılmış şekilde havadan ateşe doğru düşüyordu,

Cebrail (as): Hemen hızlı ve süratle indim yer yüzüne ve Hz. İbrahim ateşe düşmeden  havada iken sordum ya İbrahim varmıdır Rabbinden istediğin bir şey diye sordum.
Hz. İbrahim peygamber cevapladı: Çekil Cebrail çekil Rabbim’ den ne gelirse başım üstüne dedi.
Bunun üzerine Yaradan ateşe emretti ey ateşe serin ol ve yerede yumuşak ol dedi. Cebrail (a.s) Ne zaman Semaden Korku Ve Dehşet İçinde İndi


Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz ya 2.cisi neydi diye sordu Cebrail (as):


Cebrail (as) : Hz. İbrahim(as) oğlu İsmail (as) Allah’hu Teala’ ya kurban edeceği zaman,  Hz. İbrahim(as) bıçağın keskin olan tarafının yerine sırt tarafını keskin olmayan kesmeyen kısmını İsmailin boğazına sürtüp duruyordu kesmek için.Hz.Ibrahim
Hz. İbrahim(as) tam farkına vardı yaptığı hatanın ve bıçağı keskin tarafını çevirip Hz. İsmailin boğazına değdireceği ve keseceği tam o zaman 
Rabbim emretti.

EY Cebrail al Cennetten bir koçu götür İbrahim o koçu kurban etsin dedi.

işte bende tam o sırada çok korktum Hz. İbrahim(as) oğlu İsmail (as) kurban edecek ve yetişemeyeceğim diye ama yetiştim Hz. İbrahim(as) koçu verdim koçu kurban etti dedi. Cebrail (a.s) Ne zaman Semaden Korku Ve Dehşet İçinde İndi


Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz ya 3.cüsü neydi diye sordu Cebrail (as):


Cebrail (as) : Ya RasülAllah o günü ne sen sor ne de ben o zamanı söyleyeyim dedi, Allah’u Tealaya en yakın olduğum yerde ve kendi mekanımda idim, ve orası 7 kat semanın en tepesiydi Sen Muhammed o anda Uhud savaşında idin . Savaş sırasında aniden darbe aldın ve miğferinin demiri yanağına batmıştı. Ashab’ın geldi yanına ve sana karşı olan terbiyesinden yanağına batan demiri eliyle değil de ağzıyla yanağından yavaş yavaş yanağından  çekti çıkardı. Ve tam o sırada senin yanağından aşağı yere doğru süzülen bir damla kan yere düştü düşeceği anda
Alemlerin Rab’bi Olan Allah’u Teala şöyle dedi:  Ey Cebrail eğer Resulümün bir Kan damlası yere düşerse and olsun ki yerde ve gökte bir tek canlı bırakmam dedi.
Cebrail (as): Ben tam o anda tüm gücümle ve hızımla yeryüzüne Uhud’a doğru yöneldim O kadar çok hızla indim ki yeryüzüne yanağından süzülen kan damlacığı  tam o anda yere damlamak üzereyken yere damlamadan yetiştim ve kanadımın üzerine düşmesi için altına girdim ve kanadıma damladı kanın dedi Hamd olsun Rabbime…

Hz. Muhammed’in zamanındaki oruç ve Kuran’da nasıl anlatılıyor

Hz. Muhammed’in zamanındaki oruç ve Kuran’da nasıl anlatılıyor

Hz. Muhammed’in zamanındaki oruç ve Kuran’da nasıl anlatılıyor Ramazan ayında tutulan oruc, Hz. Muhammed (s.a.v)in Mekke’den Medine’ye hicret ettikten  iki yıl sonra farz kılınmıştır.  Hz. Muhammed (s.a.v) sadece 8 yıl Ramazan orucu tutmuştur.

Hz. Muhammed (s.a.v) tuttuğu Ramazan ayındaki oruçları  kış mevsimine denk gelmiştir  günlerin kısa olduğu zamana denk gelmiştir.  Hz. Muhammed (s.a.v) in ömrü yetmediği için yaz günlerinde Ramazan ayı oruç’unu tutmamıştır.

Hz. Muhammed (s.a.v) ilk Ramazan ayı orucunu 624 yılının Şubat ayında tutmuştur. Hz. Muhammed Şubat ve Aralık ayları arasında oruç tutmuştur. Bu aylar kışa denk geldiğinden gündüzleri kısa geceleri uzun olduğu malumdur.

Acaba Hz. Muhammed (s.a.v)’in ömrü yaz günlerinede yetseydi ve uzun yaz günlerinde de oruç tutmuş olsaydı  orucla ilgili  yeni bir düzenleme, veya yeni bir vahiy gelirmiydi? Zira Hz. Muhammed (s.a.v)’in yaşamında bazı uygulamaların  ve ibadetlerin zaman içinde değiştiği ve bu değişimin  vahyle bildirildiği malumdur. Hz. Muhammed’in zamanındaki oruç ve Kuran’da nasıl anlatılıyor.

Hz. Muhammed (s.a.v) oruç konusunda da değişim olmuştur.

 

Nasıl olduğunu nlatalım…

Müslümanlara Ramazan ayında oruc ilk farz kılındığında aynen Müslümanlar da Muharrem orucu gibi tutuyordu.  Muharrem orucu tutmayı Araplar Yahudilerden öğrenmişlerdi. Müslümanlar Muharrem orucunda yalnızca tek öğün yerdiler. Ve bir sonraki günün orucu yatsı vaktiyle birlikte başlardı. Akşam ezanıyla açılan oruç, yatsı ezanıyla başlardı niyet edilerek devam ederdi. O dönemde akşam ile yatsı arasında yemek ve içmek serbesti cinsellik yasaktı.

Ancak bu kurallar bazı hadiselerden sonra değişti.

Değişim Bakara Suresi 187. Ayette vahy yoluyla bildiriliyor

Bakara Suresi 187. Ayette oruç gecelerinde iftardan sonra cinsel ilişkinin serbest bırakıldığı ve oruca niyet etme başlama vakti şöyle bildiriliyor, oruca başlamak için siyah iplikle beyaz ipliğin arasındaki farkın ayırt edilecek kadar havanın aydınlanmasının esas alınması gerektiği belirtilmektedir. Ayette şöyle deniliyor:

Oruç gecelerinde( iftar açtıktan sonra imsak saatine kadar ) kadınlarınızla  cinsel ilişki size helal kılındı… Allah bu yüzden (sahabelerden bazıları iftarını açtıktan sonra gece cinsel ilişkiye girdiklerini peygambere söylerler)sizin kendinizi yiyip bitirdiğinizi bildiği için tövbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık eşlerinize zevcelerinize serbestçe yaklaşın… Tan yerinin ak ipliği kara ipliğinden (imsak vakti girinceye kadar) ayırd edilinceye kadar yiyin için. Daha sonra da gece (imsak vakti girince oruca başlayın )oluncaya değin orucunuzu tamamlayın…

Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin Ramazan ayı ile İlgili gördüğü rüyası

Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin Ramazan ayı ile İlgili gördüğü rüyası

Hz. Muhammed (s.a.v) Rüyamda çok acayip şeyler gördüm. Benim ümmetimden birini Cehenneme atmak için azap melekleri yakalamıştı tam Cehenneme atacakları anda . O ümmetimi İbadet etmek için aldığı abdestler gelip, onu son anda Cehenneme atılmaktan ve bu zor durumundan kurtardı. Ve ümmetimden birini gördüm, onuda kabri çok sıkıyordu kabir azabı çekiyordu. O ümmetimi de Kıldığı vakit ve nafile namazları gelip, onu kabir azabını çekmekten kurtardı. Ve ümmetimden birini de şeytanlar musallat olmuştu. Ve o ümmetimi de ettiği zikirler gelip, şeytanın musallat olmasından o ümmetimi kurtardı. Ve ümmetimden birinin de susuzluktan  ve hararetten dili çıkmıştı. Ve o ümmetimi de  Ramazan ayında tuttuğu orucu gelip, susuzluğunu ve hararetini giderdi. Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin Ramazan ayı ile İlgili gördüğü rüyası.

Ümmetimden birini karanlık sarmıştı. Yaptığı hac ve umre ibadetleri gelip onu karanlıktan çıkardı. Ümmetimden birini  ölüm meleği Azrail canını almak için gelmişti. Ve o Ümmetiminde Anasına babasına yaptığı iyilikler gelip, o Ümmetimin ölümüne engel oldu, o ümmetimin ölümünü geciktirdi.

Ümmetimden birini de  Müslümanlarla konuşturmuyor ve engelliyorlardı. Sıla-i rahim yani akrabalarıyla olan iyi ilişkisi nedeniyle akrabaları gelip, ona şefaat etti, onlarla konuştu ve engellemelerini kaldırdı.

Peygamber Efendimizin Ramazan ayı ile İlgili gördüğü rüyası

Hz. Muhammed (s.a.v) in yanına gitmek isteyen birine engel oluyorlardı. O kişinin aldığı gusül abdesti, onu alıp yanıma getirdi. Ümmetimden birisi de ateşten korunmak istiyordu ama korunamıyordu, ateşten korunması için sadakası gelip ateşe perde oldu ve o kişiyi ateşten korudu. Ümmetimden birini zebaniler alıp Cehenneme götürürken, yaptığı emr-i maruf ve nehy-i münker yani Emr-i maruf;  yaptığı iyilikler, nehy-i münker de kötülükten sakındığı için.bu ameli gelip kurtardı. Biri Cehennem ateşine atılmış ateşte yanmak üzereydi. Sağken Allah korkusu ile döktüğü gözyaşları gelip o kişiyi oradan kurtardı. Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin Ramazan ayı ile İlgili gördüğü rüyası.

Birine ahirette amel defteri solundan verilmek üzereyken, O kişinin Allah korkusu gelip, O kişinin defterini sağa aldı. Kıyamette sevapları günahlarından hafif gelen birine, o kişiden önce ölen çocukları gelip, o kişinin sevabını ağırlaştırdı. Cehennemin kenarında, Cehenneme girme korkusundan titreyen birine, Allahü tealaya olan inancı hüsnü zannı gelince, o kişinin titremesi durdu. Ahirette Sırat köprüsünden  zorla geçen biri, Cennete geldi. Fakat cennete giremiyordu cennettin kapılar kapalıydı. Sağken sürekli Kelime-i şehadet getirirdi  Kelime-i şehadet gelip, onu Cennete girmesine neden oldu.

Hz. Muhammed (s.a.v) Ramazanın Fazileti Hakında Sahabelere Nasıl Hitab Etti?

Hz. Muhammed (s.a.v) Ramazanın Fazileti Hakında Sahabelere Nasıl Hitab Etti?

Hz. Selman (r.a) şöyle anlatmıştır; Hz. Muhammed (s.a.v) yine bir gün Ramazan ayına girmeden Şaban ayının son günü Sahabelere şöyle hitab etti: Hz. Muhammed (s.a.v) Ramazanın Fazileti Hakında Sahabelere Nasıl Hitab Etti?
“Ey Müslümanlar! Yüce ve mübarek Ramazan ayına girmek üzereyiz. Ramazan ayında öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır.
Allah-u Teala Ramazan ayında oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin yatsı namazından sonra ibadet yapmayı (teravih namazı ve hacet namazlarını) kılmayı nafile kıldı.
Ramazan ayında bir hayır işleyen sadaka veya fitre veren kimse diğer 11 ayda bir farz ibadeti yapmış gibi olur.

Ramazan ayında bir farz olan ibadeti yapan ise diğer 11 ayda yetmiş farz ibadeti işlemiş ve yapmış gibidir ve Sevabı 70 kat fazladır.
Ramazan ayı insanlar için sabır ayıdır, insanların sabırlarının karşılığı ise Cennettir.

Ramazan ayı yardımlaşma ve dayanışma ayıdır.

Ramazan ayında müminlerin rızkı bollaştırılır bereketlendirilir.

Ramazan ayında kim bir fakiri ve oruçluyu iftar ettirip karnını doyurursa bu yaptığı iyilik, o kişinin günahlarının bağışlanmasına ve Cehennem azabından kurtulmasına sebep olur. Günahları af olur. Aynı zamanda iftar ettirdiği oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. İftar ettirilen oruçlunun sevabından da bir şey eksilmez.
Sahabeler: ”Hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz dediler”
Hz. Muhammed (s.a.v): Allah-u Teala bu sevabı bir oruçluyu kuru bir hurma verene, Allah-u Teala bu sevabı bir oruçluyu bir yudum su ile ya da bir yudum süt karışığı ile iftar ettirene de verir.
Hz. Muhammed (s.a.v): Ramazan ayı öyle bir aydır ki;
Ramazan ayının evveli rahmettir,
Ramazan ayının ortası mağfirettir,
Ramazan ayının sonu da Cehennem ateşinden kurtuluştur.
Ramazan ayında köle ve hizmetçilerinin, cariyelerin yükünü işini hafifleten veya azaltan o kişiye Allah-u Teala bağışlar ve Cehennem ateşinden kurtarır” (et-Tergîb, II, 94-95).

Ramazan ayında Oruç ibadetinin yapılmasının nedenine gelince;

İslam Dini alimleri, Yapılan ibadetlerde asıl olanın Allah (c.c) ihlasla kulluk etmek olduğunu, nedenlerinin tesbit edilip edilememesinin önemli olmadığını;

Ve bu ibadetlerin hikmetlerinden bazılarını kavramanın ve açıklamanın mümkün olduğu, ancak teabbüdi olan bu hususlarda maksatı ve nedenini tesbit etmenin güç olduğunu söylemişlerdir, ve ihlasla samimiyetle ve içtenlikle Allah-u Teala ’ya kulluğun esas alınmasını tavsiye etmişlerdir.